14.Hadis: Ebu Bekre (Nüfey) (r.a)’den şöyle rivayet olunmuştur: «Bir kere Rasulullah (s.a.s) (sahabelere) üç kere: «Büyük haramların en büyüğünü size bildireyim mi?» buyurdu. Sahabeler: «Evet, bildir ya Rasulallah!» dediler. Rasulullah (s.a.s): «Allah’a ortak koşmak, ana-babaya eziyet etmektir» buyurdu. Sonra dayanmakta iken doğrulup oturdu. Ve: «İyi dinleyin, bir de yalan yere şehadettir» buyurdu. Rasulullah bu sözü durmayıp tekrar ediyordu. O kadar çok tekrarladı ki biz: «Keşke sussa» dedik. (Buhari-Müslim)

13 Ekim 2016, Perşembe, 12:46 | GÜNÜN HADİSİ | 696 views | 0 yorum

 

HADİSTEN NE İSTİFADE EDERİZ

1- «Yalnız Allah’a ibadet» temeli üzerine kurulan bu dinin, ilk önce ve her çeşidiyle yasakladığı şey şirktir. Şirk; ibadette bir yaratılmışı Allah’a ortak koşmak, yani; Allah’ın emir ve yasaklarım kabul edip bunun yanında Allah’ın kendisine itaat edilmesini yasakladığı kimse veya kimselerin sözlerine itaat etmek, buna razı olmak veya, onlara itaatin caizliğine inanmaktır.

Ayet ve hadislerde şirk iki şekilde kullanılmıştır:

a) Büyük Şirk: Tevbe olmaması halinde Allah’ın kesinlikle affetmeyeceği ve sahibini ebedi olarak cehenneme sokacak olan şirktir. Bu hüküm, Kur’an ve sünnette ibadet olarak bildirilmiş amel, söz ya da inancın, Allah’tan başka birşeye yapılması durumunda geçerlidir. Örneğin; Dua etmek, itaat, yardımına çağırmak, sığınmak, hükmüne teslimiyet, kanunlanna muhakeme olmak gibi amellerin yaratılmışlardan birisine yapılması bu şirkin kapsamındadır.

b) Küçük Şirk: İbadet seviyesine çıkmamış fakat Allah’tan başkasına yapılmaya devam edildiğinde ileride büyük şirke neden olabilecek herhangi bir amel, söz ya da inancın Allah’tan başka bir şeye yapılmasıdır. Riya, Allah’tan başkası adına yemin etmek, «Allah ve sen dilersen», «Allah ve sen dileseydin bu olmazdı» gibi sözler kullanmak küçük şirk kapsamına firen amellerdendir.

2 – İslam; toplum düzenini sağlamak ve fertler arasındaki muhtemel haksızlıkları önlemek için, şahidlik konusu üzerinde ısrarla durmuştur. Bu din kişilere gördükleri, duydukları olaylar hakkında kendilerinden şahitlik taleb edilmeden şahidlik yapmalarını emrederken görmedikleri şeyler hakkında şahidlik yapmalarını, şu veya bu gayeyle yalancı şahidliğe yönelmelerini de kesinlikle yasaklamıştır. Zira, insanlar arasında hüküm verme zahire göredir ve delil ya da şahid muhakemenin sonundaki hükmü yüzde yüz etkileyen faktörlerdir. Olmamış “bir olayı olmuş gibi göstermek veya olan olayı çarpıtarak aktarmak, sonuçta mutlaka bazı hakların çiğnenmesine sebeb olacaktır. Bu da doğal olarak toplum düzeninin bozulması, fertler arasında ayrılmaların doğmasıyla sonuçlanacaktır. Allah’ın adil ve mükemmel nizamı, bu korkunç sonucu önlemek gayesiyle yalancı şahitlik için cezai zorlamalar ve ahirette azab vaad ederek maddi; haramlılık ve Allah kâtında azarlama bildirerek de manevi, tüm önlemleri almıştır.

YORUM YAZ

Henüz yorum yapılmamış.